Ben E$$eğim

11/19/2009






Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. !






Bilmiyorum, kimin blogunda okuduğumu hatırlamıyorum ama kısa bir zaman önceydi.. Ki$isel ego ve duygusal bağımlılıklar ile alakalıydı..

Bu konuda biraz fazla takıntılı bir insanım.. Takıntı diyorum, olumsuz değil pek tabii okuduğum kitaplardan öğrendiğim kadarıyla, azami düzeyde hayatıma yansıtmaya çalı$ıyorum bu durumu.. İ$te bundandır ki insanların Pollyanna, Rahat İnsan, Tepkisiz olarak yakı$tırmalar yapıyorlar.. Aslında durum biraz daha farklı, kendime bu bakı$ açısı ile baktığımda biraz dengesiz olduğumu görüyorum nedense.

Mesela,

Olan herhangi bir olayda.. Ama öyle bir olay ki, kimse söyleseniz " Ahh, benim ba$ıma gelecek asarım, keserim " diyebileceği türden. Bunun kar$ısında çok sakin davranabiliyorum, en azından en ba$ında, mantıklı dü$ünmeme yetecek kadar. Fakat, gel gör ki bunun kadar derin olmayan, aksine çok basit ve kesin kurallar içerisinde geli$en bir olaya saçma sapan tepkiler içerisinde bulunabiliyorum.. Geçen günlerde sevgili yanımdayken, bir bar çıkı$ında bildiğiniz tekme tokat kavga ettim. Sevgilimin yanında, zarar görmesini istediğim en son ki$i ordayken :/ Bu kadar basit $eyleri bile dü$ünemiyorum bazen.

Böyle bir dengesizlik... Bazen de inanılmaz güzel tespitler yaparak kendimi $ımartıyorum..

Nasıl mı ? Ondan önce ufak bir açıklama getirmekte fayda var.. $u Ego ve Duygusal Bağımlılıklar konusunda.

Freud $öyle demi$ Ego için; " Ego, $ahlanmı$ bir at üzerinde ki $övalye gibidir. ID ile Süperegonun isteklerini yatı$tırmaya çalı$an bir hakem belki de.. " Doğruyu söylemek gerekirse $u a$amada hakemlik rolü hiç ilgilendirmiyor beni. $övalye olan daha bir mantıklı geliyor ki çünkü tam olarak açıklamasının, insan içerisinde bulunan hayvanın(!) dı$arı çıkması olarak adlandırıyorum ben. Kesinlikle tatmin edilerek tedavi olması gereken yaradır bence.

Eğer bir insanın, sizin üzerinizden egolarını tatmin etmeye çalı$tığını hissederseniz izin verin biraz. Çünkü her insanın buna ihtiyacı var, onun da.. Ve kesinlikle sizinde ! ( Pek tabii ki bu noktada belli bir yere kadar, taviz vermeye ba$ladığınızda da asla paçanızı kurtaramayabilirsiniz.. )

Daha sonra bu Ego'nun çocukları geliyor.. Duygusal Bağımlılıklarımız...

İlgi bağımlılığı, Sevgi bağımlılığı ve Güç bağımlılığı..

Her insanın, ama her insanın ki bu çocuğunuz, anneniz, sevgiliniz, abiniz, arkada$ınız olabilir bu bağımlılıklara sahip olduğunu ve belli oranlarda doyurulmaları gerektiğini bilin. Ve daha sonra davranı$larını bu üç gruba göre sınıflandırmaya çalı$ın.. Aslında bundan çok kendi hareketlerinizi bu üç grup içerisinde çerçeveleyerek insanlara ula$mayı deneyin..

Örnek vermek gerekirse;

İlgi bağımlılığı.. Erkek/Kız arkada$ınız inanılmaz $ımarıyor diyelim. Sürekli sizden bir$eyler bekliyor.. Genelde tepkimiz pek ho$ olmaz değil mi bu duruma ? Peki ya o insanın buna ihtiyacı var ise? Ve yarın bir gün aynı $eyi sizin ya$amayacağınız ne malum ? Belli bir sınıra kadar pek tabii.

Güç bağımlılığı.. Elinizde paranız var ve bunu kullanmak istiyorsunuz. Ya da $öyle diyelim, mağazadan bir ürün aldığınızı farzedelim, daha sonra ürün ile bir sorun ya$ıyorsunuz ve deği$tirmek için tekrar mağazaya gidiyorsunuz.. En ufak bir $eyde sinirlenebiliyor ve tepki gösterebiliyorsunuz.. Neden peki? Çünkü elinizde paranın gücü var ve siz bunu kullanma ihtiyacı hissediyorsunuz.. Ve haklısınız da, kesinlikle ihtiyacınız var..


Sonuç olarak ben, bunlar sayesinde Pollyanna olmak ile suçlanıyorum(!). Ha nedir, mutluyum ve huzurluyum bu halimle. Kar$ımda bir insan bir$ey dediğinde ya da bir hareket yaptığında ilk önce dü$ünürüm neden yapmı$ olabilir diye. Kendini tatmin etmek içinse izin veririm, evet veririm.. Belli bir sınıra kadar. İhtiyacı vardır ve bu bir gerekliliktir. Sizlere de tavsiye ederim :)

Yeterki o insan benim üzerimden prim yapmaya ya da ben taviz verdikçe üstüme çıkmaya çalı$masın :)



Merhabalar Herkese !

Biliyorum arayı çok uzattım ama fazlasıyla(!) hızlı ya$ıyorum bu aralar.. Çok değerli popom bir türlü yer yüzü görmedi.. Ha $ikayetçi miyim? Hayır pek tabii ki :) En azından bundan sonra buralarda olmak için azami özen göstereceğimi söyleyebilirim.. Gitmemi$tim zaten, dolayısı ile dönmek gibi bir$ey de yok :)

Efenim, vakt-i zamanında Tuğçe bana bir mim paslamı$tı... Zamanlama konusunda eskiden pek iyiydim ama i$te. :/ Unuttum sanabilir ama unutmadım, geç de olsa yazıyorum! Mim'in konusu kendini anlatmakmı$.

Aslında bir insanın kendini ne kadar objektif anlatabileceği konusunda biraz karamsarım, bakalım neler biliyormu$um kendi hakkımda :)

Öncelikle bildiğiniz gibi, adım Buğra.. Adımı çok seviyorum, her ne kadar manası " Di$i Deve Yavrusu " olsada.. Eskiden çok dalga geçtiler, bunun bende açtığı derin yaralar için çocukluğuma inmek gerek, zira nerede bir deve görsem ağlamaya ba$lıyordum :) Artık geçti tabii ..

Eski$ehir Anadolu Üniversitesi'nde Turizm ve Otel İ$letmeciliği okuyorum. Mesleğimi gerçekten çok seviyorum.. Yemekler ve içecekler ile uğra$mak, insanlara güzel $eyler sunmaya çalı$mak gerçekten çok ho$ bir duygu.

Mutfak ile ilgilenmeyi, her$eyden önce yemek yapmayı inanılmaz seviyorum. Kendimi ve etrafımdaki insanları ödüllendirmi$im gibi hissediyorum. Güney Akdeniz Mutfağı'na kar$ı özel bir ilgim var. Çok yakın bir zamanda spesiyallerimi de payla$mak istiyorum, bakalım :)

Yukarıda zamanlama konusunda bahsetmi$ken ; Sanırım ben yanlı$ zamanda dünyaya geldim. Her$eyim ile geçmi$e ait gibi hissediyorum kendimi. Örneğin, tatil anlayı$ım biraz farklıdır ya$ıtlarıma göre. Herkes gidip her$ey dahil bir tatil köyünde mükemmel bir tatil hayal ederken, ben doğa içinde yalnız kalabileceğim, kendi yemeğimi pi$irebileceğim, rakımı huzurla yudumlayabileceğim bir butik otelde, sade tatili hayal ederim. Ya$ıtlarım eğlenmek için gece kulüplerine giderken, ben meyhanenin birinde oturup farklı insanların farklı hikayelerini dinlediğimde eğlenirim..

Sonra..

Müzik.. 24 saatim müzik ile geçiyor. Evet, uyurken dahi müzik dinliyorum. Ve bunun beni inanılmaz bir $ekilde evcille$tirdiğine inanıyorum. Müzik alı$kanlığımda biraz farklı.. Öyle hareketli elektronik müzikler dinleyemem.. Eskiler olacak, klasikler.. Mutlaka ! Bessie Smith, Charles Aznavour, Shirley Bassey, Matt Monro.. Ah azizim, ne varsa eskilerde var :))

Ekstra bir durum olmadığı sürece kendimi dengesiz olarak adlandırabilirim sanırım. İnsanların inanılmaz tepkiler vereceği olayları büyük soğuk kanlılık ile kar$ılarken, hiç büyütülmeyecek gibi görünen bir olaydan dünya sava$ı çıkartabilirim.. Ki buradan detaycı olduğumu da farkedebilirsiniz.. Konu$madan önce, ağzımdan çıkan her kelimeyi özenle, dü$ünerek seçerim. " Aaa yanlı$ söyledim! " demekten de nefret ederim. Bir olay ya$anmı$sa, üstüne çok fazla dü$ünürüm.. Günlerce, hatta haftalarca kafama taktığım olmu$tur.

İnsanlar genellikle, burcumu sorduklarında " Evet, duygusallığından Aslan burcu olduğunu anlamı$tım. " derler.. Birilerine göre odun olsam da birilerine göre duygusalım sanırım.. En azından umuyorum :)

İnsanlar ile sohbet etmeyi çok severim.. Kolay kolay derin sohbetlere girmem ama girdiğim zamanda genelde inanılmaz keyifli olur.. Hele ki ortamda alkol var ise. Evet, alkol almayı da çok seviyorum. Özellikle Rakı içmek ayrı bir olay benim için. Her zaman içmem, ama eğer rakı içeceksem kendimi inanılmaz $ımartırım.. Zira Rakı'yı alkollü içecekler arasından uzun bir süre önce çıkardım. Yakla$ımlar genellikle " Alkolik misin sen ? " yönünde oluyor. Tek bir cevabım var o da, " Alkolün değil, alkol aldığımda ya$adıklarımın, dü$ündüklerimin bağımlısıyım.. "

Öyle kesinlikle olmazsa olmazlarım yoktur hiçbir zaman. Hayatta her$eyin olabileceğini, her$ey ile kar$ıla$abilineceğini ya$ayarak öğrendim. Bu konuda kendimi çok $anslı hissediyorum. Neymi$ ? " Tüm beklentilerden uzak olup, tüm geli$melere açık olacakmı$sın.. " :)) Olmazsa olmazlarımın olmamasına rağmen, asla yapmayacaklarımda vardır. Ve bu asla yapmayacaklarımı, bir gün yapma ihtimalimin olduğunu bilmek beni her zaman heyecanlandırmı$tır :)

İ$te böyle..

Benden bu kadar.. Yalnız $unu da belirtmek isterim ki, hakkımda.. İyi ya da kötü varsa bir$ey söylemek isteyen buyursun :)

Peki kime gidiyor bu mim ? Immm, bence Fery'e gitsin :)


Sevgiliniz nefes alıp veriyor.. Siz yanında yatıyorsunuz.. Yüzleriniz birbirine bakıyor. Öyle bir denge ki, siz nefes alırken o nefesini veriyor..

Ve birden..

Ciğerlerinizi hissediyorsunuz... Ne ile dolduğunu ya da dolmaya çalı$tığını belkide. Alınan her nefeste, kalan oksijen(!) parçacıklarını ayıklamaya çalı$ıyor ciğerleriniz.. Sanki, bütün dünyayı içinize çekiyorsunuz. Bir huzur kaplıyor..

Ve siz,

A$ka teslim oluyorsunuz..






Bir süredir " Neden? " sorusu ile kar$ıla$ıyorum. Çok net cevaplar veremiyorum farkındayım ama bazı $eylerin cevabını bilirsiniz ama söyleyemezsiniz, konu$amaz, anlatamazsınız. Öyle bir durum. Boktan biraz da.. Korkarsınız ama mutluluk ve sevinçte vardır içinde.. Hah! ondan i$te!

Hani diyorum ki..

Bir$eyler var sende. Ne olduğunu kavrayamıyorum, belki aklım yetmiyor belki kalbim.. Nasıl bu hale geldim, nasıl bu $ekilde dönü$tüm gecenin bir vakti hiç bilmiyorum. Belki bir ısırık(!) belki bir söz hatta belki bir kelime ! Günlerden beri yüzümde olu$an bir gülümseme, hep yanında olma isteği, yanındayken duyduğum mutluluk ve huzur. Hani, öyle bir$ey ki, güne keyifle ba$lıyorum ve keyifle bitiriyorum.. Ki bu, insanların çoğunun kolay kolay eri$emediği bir olguyken. Kutsandım tarafından sanırım !

Bir$eyler var sende, buna isim koymak istemiyorum ki koyamıyorum da zaten. Çok kli$e olacak evet ama baktığım heryerde seni görüyorum, her$ey de seni hatırlıyorum.. ! İnsanlar ile konu$urken ke$ke kar$ımda " O " olsa da gözlerine bakıp bir iç geçirsem diyorum hatta! Öyle bir$eyler var ki, ben senin yanındayken sana doyamıyorum. Bildiğin " Yanındayken özlemek " olgusunu ya$ıyorum. Evet, göğe baktığım zamanlarda bulutları sana benzetiyorum ki bu konuda çok ciddiyim, seni, ismini benzetmeye çalı$mı$lığım var.

Kesinlikle! Bir$eyler var, dilimin ucunda.. Sana anlatmaya çalı$ıyorum ama anlatamıyorum.. Sadece etrafımda yakın olan insanlar bende ki bu farklılığı algılayabiliyor. Ve sadece onlar biliyor ki dilimin ucundakini çıkarmakta bu kadar zorlandığımı.

Ve kıskanıyorum. Tahmin bile edemeyeceğin kadar. Bakma belki sana birçok $eyi yansıtmamaya çalı$ıyorum ama içimde kopan fırtınaları ben biliyorum.. Etrafımda yakın olanlar bile değil.. Malum, bilemezler. Varsın seni kimse görmesin, kimse bakmasın sana.. Hatta, kimse seni bilmesin, hiç ke$fetmesin, ke$fedemesin.. Haykırasım geliyor " Bana kal, sadece benim ol " diye. Haykırıyorum da.. İçime..

Hani hep hayaller vardır insanlarda.. Bende de sen varsın. Bana deseler ki bir öykü yazmalısın. Kesinlikle ba$rolde sen olursun, ve ben hayallerim ile o yazacağım öyküyü bağda$tırdığımda uçsuz bucaksız bir$eyler çıkıyor ortaya.. Öykü olamaz. Roman hiç.. Belki sadece ya$anabilir. Ya$ansın da lütfen!

Sende olanları geçiyorum.. Bende de bazı $eyler var.

Her sabah kalktığımda birlikte geçireceğimiz diğer günü hayalini kuruyorum.. Evet ! Güne seninle ba$lıyorum, seni ke$fetmeye çalı$makla geçiyor. Mutlu oluyorum.

Hani seni görüyorum ya.. Bu sadece gözlerim açık olduğu zaman değil. Senden uzakta olduğumda da gözlerimi kapatırsam sadece ve sadece seni göreceğimi biliyorum, görüyorum da ! Hissediyorum hatta !

Ve bunu herkese söylüyorum. Zaman her$eyin ilacıdır diyorsunuz ya... Değildir ! Zaman insanlara her zaman unutmayı değil her zaman alı$mayı biraz daha bağlanmayı öğretecektir. Dolayısı ile " Zamanı zamana bırakmak gerekir biraz da olsa. Zamanı kendisi ile ba$ba$a bıraktığınız sürece yanınızda olacaktır. "

Bug.


Hiç ummazdım sonbaharda,
Hediye gibi geldin, ho$geldin..
Seyirlik değil ömürlük olsun,
Dilerim bu defa bu son olsun..
Bug.


Uyarı : A$ağıda okuyacaklarınızın hepsi gerçektir ve kendi ba$ınıza asla denememeniz tavsiye edilir. Hatta, ba$kası varken de :)

Efenim.. $imdi ben Dede konusunda biraz hassasım bilirsiniz belki. Fakat bu hassasiyetim sadece Baba'nın Baba'sında geçerli.. ( Çok baba bir adam gibi bir kullanım değil, Baba tarafında ki Dede :) ) Neden mi ? Anne tarafından olan Dede ile biraz sorunluyuz. Zira kendisinin alkolle arasının a$ırı iyi olması durumu bu hale getiriyor. Bu yazıda biraz O'nu anlatmak istiyorum izninizle.. Gerçekten hakkında büyük efsaneler(!) var. Birçoğuda birinci ağızdan, Anneanne'den dinlenmi$tir.. :)

$imdi, söylediğim gibi Dede fazla alkol tüketiyor. Burada ki fazla kelimesinin altını çizmek istiyorum. Konuya $öyle bir soru ile ba$layalım dilerseniz..

Bir insanın kanında ki alkol oranı maksimum ne kadar olabilir?

Dede içiyor.. İçiyor ve bir bakmı$sınız yine içiyor :) $u aralar $arap favorisi, burada kendince bir açıklama da bulmu$ " Kalbe yararlıymı$ " diyor. Peki diyoruz.. Günde yakla$ık 5-6 $i$e $arap tüketiyor Dede. Yemek yok, su yok, uyku yok ! Sadece günde 1 Litre sütten yapılmı$ sütlaç. O da pirinçli olacak mutlaka, e ba$ka türlü tutmuyor :) $arapçı diyenler olabilir, bu hafiflemi$ hali.. Bir gün içip ertesi gün içmese yine kısmen göz ardı edilebilir bir durum çıkacak ortaya. Fakat, hayır. Bir ba$ladığında minimum 5 ay içiyor Dede :) Bakın tekrarlıyorum, 5 ay durmadan, yemek olmadan, arada 1-2 saat uyuyarak, su olmadan, her gün 5-6 $i$e $arap içerek ya$anabilir mi ? Normal de Hayır demem gerekiyor. Hele ki bahsi geçen insanda Kalp, $eker, Yüksek Tansiyon, Damar tıkanıklığı varken üstüne 4 kez midesinden ameliyat olmu$ ise..

İ$te böyle bir potansiyeli olan bir dedem var. Arife günü tekrar ba$lamı$.. Ama tabi bu seferki ba$langıç biraz sert olmu$, çabuk çarpmı$.. Ne mi içiyor ? Kolonya - Kola.. İnsanlar normalde Vodka - Kola, Cin - Kola gibi $eyler içer.. E Viski - Kola seçeneğini de sevenlerin sayısı az değil tabii.. Ama Kolonya - Kola nedir ki ? Neyse, aldım elinden materyallerini, koydum $arabını önüne $imdi mutlu ve mesut.. Sanırım :/

Gelelim efsanelere.. Burada birkaç noktada gülme garantisi veriyorum. Gülebilirsiniz çünkü biz ağlama faslını çoktan geçtik ..

Efsane 1 :

Efenim gençliğinde bu insanlar paraya para demiyorlarmı$.. Hani o dönemde, keyfi geldiğinde buradan İstanbul'a taksi tutacak bir bünye. Bir gün içiyor içiyor, Kanlıca'da ki yalıda denize girmek istiyor Pa$a.. Atlıyor taksiye gidiyor. Fakat iki adet taksi var. İstanbul'a vardığında anlam veremiyor kimse. Birden.. Gidiyor, taksinin ön kapısını açıyor ve ön koltukta bulunan Fötr $apkasını alıyor.. Meğer $apkasının ön koltukta seyahat etmesini istemi$ Pa$a ve ayrı taksi tutmu$.. :)

Efsane 2 :

Yaz günü köyde.. Eski$ehir'in yazıda pek kurak olur buralılar bilir. Dede ve babası Rakı içmek istiyorlar. Fakat bir yerden sonra Su doldurmanın onlar için i$kence haline geleceğini dü$ünerek ne yapsak ne yapsak diyorlar. Köyün çe$mesinin yanına bir sofra kurduruyorlar.. 3 gün oradan kalkmadan içiyorlar. E tabii, çe$me sürekli akıyor. Doldur doldur iç. Pehhh !

Bu kadar değil ama diğerleri pek yazılabilecek türden $eyler değil.. Ben çok gülüyorum ama alı$tığımdan sanırım, duyunca bozulanlar da pek çok oluyor :) E arada benim de ya$adığım bazı hatıralarım var pek tabi..

Mesela,

Bir gün bir telefon geliyor, Dede'ne ula$amıyoruz bir kontrol edermisin diye.. Dayı ile gidiyoruz eve.. Eski$ehir Adalar'da eski bir binanın zemin katı.. Kapıyı çalıyoruz açan yok, telefona bakılmıyor.. Ne yapsak ne yapsak.. Camdan girelim dedik. Dayı bir omuzla attı beni cama. Bir de ne görsem, Dede kanlar içerisinde yatıyor yerde. Üstünde bir atlet var ama kıpkırmızı olmu$.. Kapıyı kırarsın, apar topar hastaneye.. Bir yandan söyleniyoruz, " Kesin birine sata$tı biride vurdu bıraktı böyle. " diyerek.. Hastaneye gittiğimizde doktorlar oraya bakıyorlar bir$ey yok, buraya bakıyorlar bir$ey yok.. Orta ya$larda bir doktor gelir, ağzını açar dedenin koklar.. Oh, le$.. Ne mi ? Kolonya.. Alkol bitince yine kolonya ya asılıyor, e alkol kanı sulandırıyor ve ağzı burnu kanıyor.. O günden beri, ne zaman hastaneye gitse " Talat Amca'yı yine getirdiler " cümlesini duymamız çok a$ikar oldu.. :)

Sonra.. Bunu ben görmedim aslında, yani olay anında orada değilim ama $ahsı bizzat gördüm ve kesinlikle emin oldum..

Dayı'nın Bursa'dan bir arkada$ı geliyor. O sırada Dede yine alkolün zirvesinde tabii.. Dayı'da arkada$ına anlatıyor, " Ne kadar olabilir ki? " tarzında bir yakla$ım ile kar$ıla$ınca gel götüreyim seni de gör diyor. Bu arada $unu da belirtmekte fayda var ki, görecek olan Abi'nin de alkol ile arası pek pek iyi.. :) Neyse bunlar gidiyorlar.. Gittikten 10 dakika sonra Abi evden ağlayarak çıkıyor.. Ve inanın o günden beri o adam ağzına içki sürmemi$tir.

Kuzen, senin de var bildiklerin biliyorum :) Buyur anlat dilersen :)

İ$te alkol böyle bir$ey.. İnsanı, insanlıktan çıkartıyor. Yukarıda yazılanlar gülünesi $eyler olabilir ama biraz da ibret almak gerekiyor sanırım. Benim önümde böyle bir örnek var, dikkatli olun.

Bu arada, bilgisayarımda olu$an bir sorundan dolayı okuduğum blogların hepsini kaybettim.. Ama bu gece herkesi tekrar rahatlıkla okuyabileceğim sanırım, geliyorum :)

Mutluluklar herkese, dikkat :)



Demi$tim ufak bir kaçamak yapacağım diye.. Gittim. Mis gibi bir Amasra ve Safranbolu turu yaptım geldim :)Nasıldı diyecek olursanız kesinlikle mükemmeldi.. Her ne kadar hayatım boyunca bir arada göremeyeceğim yağmur damlalarını 2 günde görebilmi$ olsam da inanılmaz keyifliydi.. Rakı içmek için gitmi$tim zaten, süper oldu !


Özellikle Amasra oldukça güzel, küçük bir yer. Her yerine yürüyerek ula$abiliyorsunuz.. Eğer gidecek olanlarınız olursa, Ağlayan Ağaç diye bir yer var. Oranın tam sol tarafında ufak bir tepe ve tepenin üzerinde ufak bir Lighthouse var. Oradan manzarayı izlemenizi tavsiye ederim :)


Peki ne i$e yarar bu manzara ? Efenim, burası 270 derecelik manzarasıyla Amasra'nın bir bölümünü ve Karadeniz'i görüyor sadece. Anlayacağınız Rakı içmek için mükemmel bir ortam. Yalnız, öyle restaurant falan yok. Benim gibi yapabilirsiniz dilerseniz. Nasıl mı ?

Bulunduğunuz otelden iki adet rakı bardağı rica edilir.. Daha sonra bir Tekel Bayii'ne uğrayarak ki$i sayısı ya da içme potansiyeline göre ufak veya büyük rakı alınır. Tabii ki sek içmiyorsanız su almayı da unutmayın. ( Burada dikkat edilmesi gerekilen husus, eğer soğuk su istiyorsanız almadan 1 saat önce bakkalınızdan dondurma dolabına koymasını rica edebilirsiniz :) ) Eğer
yağmur yağıyorsa kalın giyinmeniz hatta var ise naylon bir yağmurluk bulundurmanız önemli. Ha yok benim gibi ıslanmaktır olay derseniz sizin bileceğiniz bir$ey :) Bir de unutmadan, eğer rakı içerken yağmur yağıyor ise, yanınıza iki adet de bardak altlığı almanızı öneririm. Neden mi ? Yağmur suları rakının tadını bozabilir, dolayısı ile içmediğiniz zamanlarda bardağın üstünü kapatmak en iyisi olacaktır.

Bölgede rüzgar ve deniz dalgalarının sesinden ba$ka bir ses yok maalesef. Dilerseniz yanınıza biraz da müzik desteği alarak i$in keyif kısmının b.kunu çıkartabilirsiniz :)

Afiyet olsun :)

Uh, çok fenayım :)


Gelelim fotoğraflara ;



Bakmayın böyle durduğuna.. Bildiğiniz uçurum, neler ya$adım bunu çekebilmek için bir bilseniz :) Ama Mükemmel !


Burası da Rakı içtiğim tepecik(!)'in sağ tarafında kalan, normal insanların buraya çıkıp manzarayı izlediği yer, tavsiye etmem.. :)


Amasra'dan sonra Safrabolu'yu da göreyim dedim ama orada pek bir$ey yok. Yani birileri gelmi$, birkaç eski evi restore ettirmi$ o kadar. Diğer $ehirlere nazaran tarihini biraz daha iyi korumu$ diyebiliriz. Sokaklarında yürünmüyor :))

Burada ufak bir çar$ı var, hediyelik e$ya ve lokumcular..Bir tane antikacı amca buldum. Süper koleksiyonları var. Eski madeni para, eski ayakkabı, eski radyolar vs.. Ama en ilgi çekici olanı Sigara koleksiyonu. Buyrun,





Meğer eskiden her özel gün için bir sigara üretilirmi$de haberimiz yokmu$.. Deği$ik $eyler var.. Tadına da bakmak lazımdı evet ama kurtlanmı$lardır muhtemelen :)

Bir kaçamakta böyle bitti i$te, darısı ba$ınıza :) Bundan sonra sık sık buralarda olacağım sanırım, çok özledim herkesleri..

Dikkat edin kendinize :)

Andımız..

9/20/2009


Türküm. Doğruyum. Çalı$kanım.

İlkem ;

Küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak.

Yurdumu, milletimi, özümden çok sevmektir.

Ülküm ;

Yükselmek, ileri gitmektir.

Ey Büyük Atatürk !

Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe, durmadan yürüyeceğime ant içerim !

Varlığım,

Türk varlığına armağan olsun !

Ne Mutlu Türküm Diyene !


Te$ekkürler Dr. Re$it Galip. İnsanlara bir kere daha ant içmenin *öt vermeye benzemediğini anlatmı$sın..


Ba$tan söyleyeyim, çok karı$ık bir yazı olacak.. :)


Hiç lafı uzatmadan söylemek istiyorum ki Last.fm ve Myspace illegal oldukları gerekçesi ile Türkiye sınırları içerisinde engellenmi$.. Ben sizlere ne diyeyim ki, hadi bakalım nereye kadar.. Ak$am ak$am sinirler tepeye çıktı yine.

Efenim, stajım bitti.. Rahatladım, tüm zamanım benim artık! Buraya daha fazla zaman ayırabileceğim, kendime her$eyden önce.. Programda ilk olarak ufak bir Karadeniz turu var sanırım, yarın kafam eserse gidebilirim.. Tek bir sorun var, Amasra taraflarında tavsiye edilebilecek güzel ve her$eyden önce Bayram dolayısı ile yer bulabileceğim Otel ya da pansiyon tarzı bir yer önerebilecek birileri var mı ? :)

Yarın bayram geliyor, seviyorum.. El öpmeler, hal hatır sormalar. Eskilerden oldukça uzak olduğumuz $u günlerde eminim herkese çok iyi gelecektir. $imdi den mutlu bayramlar !

Geçenlerde Otel'de konu$uyoruz.. İnsanların ramazanda alkol alması ile ilgili. Bir arkada$ın söylediği bir$ey çok ho$uma gitti ;

" Bayram Namazından sonra Istanbul için alkol vakti.. " Hahaha, pek bir güldüm :))




Bir de $öyle bir durum var ki insanların bazı $eyler için kullandıkları mazeretlerden nefret ediyorum.. Din konusunda kimseyi ele$tirmem, ele$tirilmekten de ho$lanmam fakat.. " Ben oruç tutunca çok sinirli oluyorum, etrafımda ki insanları kırıyorum ve daha çok günaha giriyorum " diyenler.. Orucun mantığını anlamamı$, fabrika hatası olarak algılıyorum bu insanları. Oruç değilmidir, merhamet sağlayan ? Açlığı hissettirerek, aç olan insanlar ile empati kurmaya olanak sağlayan? Nefislerini, arzularını kontrol altında tutmayı öğreten Oruç değil mi ? Saçma..

Biz Türk milleti olarak her$eyin bokunu çıkarmayı çok iyi biliriz, biliyorsunuz.. Baklava'nın da çıkmı$.. Nasıl mı ? $öyle dü$ünün... Cevizin kilosu 15 Lira, $eker deseniz 2-3 Lira, yufkaya da 4 Lira desek.. Emek o bu derken kilosu en az 25-30 Lira olması gereken baklava 5 Liraya bile satılıyor.. Nasıl mı ?

Adamlar Fıstık yerine Bezelye koyuyormu$ yahu ! Yuh ! Ne fantezi ama..


Özellikle blog dünyasında Bidost haricinde kimse ile siyasi konularda tartı$mamaya özen gösteririm, çok fazla değinmem de... Bir olay var ki yemek yerken resmen yerimden sıçrayıp küfür ettim, babamın bakı$larını görmeliydiniz :) Biliyorsunuz bugün 26 maddelik bir öngörü topluluğu yayınlandı Kürt açılımı ile ilgili.. Bugüne kadar hiçbir zaman Kürt - Türk ayrımı yapmadım, yapacağımı da sanmıyorum.

Birincisi.. Hani biz okula gittiğimizde can atardık çıkıp okumaya.. Türküm, Doğruyum.. Çalı$kanım.. Sonunda hep beraber, tüm okul " Ne Mutku Türküm Diyene ! " diye haykırırdık.. Artık söylenmeyecekmi$.. İçimden o kadar çok küfür etmek geliyor ki. Ama yok, Büyük dü$ünmek lazım.. S.ktir.

İkincisi.. Her ne kadar gerçekle$meyecek olsa dahi söz konusu olması bile yetiyor. Alfabemiz kaç harfli diye sorulduğunda ne dersiniz ? 29 değil mi ? Bu sayı deği$mek üzereydi, " W, Q " gibi Kürtçe'de kullanılan harfler gelecekti.. S.ktirin be ! Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi dili Türçe'dir ve alfabesi 29 harften olu$ur.. Bu kadardır, bitmi$tir. Dellendirmeyin, aklıma salak salak $eyler geliyor zaten ..


Nereye gidiyoruz ? Evet biliyorum, çok zor ama bir o kadar net bir soru :/


$imdiden herkese kocaman kocaman iyi bayramlar diliyorum !

Bug



Planlanmı$ bir$ey değildi aslında.. Konu$uldu, olabilir dendi ve olmu$tu bile :)

Undefinable ve Elizaphelia geldiler Eski$ehir'e.. Ben eksik kalırmıyım, hayır pek tabii :) Konu$ulacak ne kadar çok varmı$ onu anladım birde.. Gökku$ağında Oturan Kız'ı ve Hamlet'i de tanıdım.. Hepsi teker teker mükemmel insanlar, $iddetle tavsiye ederim :P

Anlatacak çok $ey var aslına ama zaman yok maalesef :/ Zamanın bol olduğu bir anda teker teker tüm detaylarını anlatacağım! Kimleri konu$tuk, kimleri çeki$tirdik :P

Bir dahaki blogger bulu$masında görü$mek üzere efenim, mutluluklar herkeslere :)