Gitmekten bahsediyoruz ya bir süredir.. $u yazdığım bir önceki yazı ile anladım, ne kadar çok gitmek isteyen varmı$..

Kendimi de aralarına kattığım zaman yabancılık çekmiyorum, en azından artık diğer(!) $eylere çektiğim kadar. " Böyle bir$ey olamaz, böyle bir$ey söyleyemez "cümleleri yerine " Bu satırları bir yerden tanıyorum " diyorum her seferinde.

Ben gidiyorum, önümde ayak izleri yok. Ne zaman nasıl olacağını bilmiyorum ama evet olacak, mutlaka. Kusura bakmasın o kimseler, arkamda bende ayak izi bırakmayacağım. Varsın benim istemediğim kimse bilmesin nereye gittiğimi. Bence önemi yok.

Birde.. Gitmeden önce söylemek istediklerinizi, söylemek istediğiniz ki$ilere söylemeye çalı$ın..

Ben yapamadım, pi$man oldum..
Ben yapamıyorum, pi$manım..
Ben yapamayacağım, pi$man olacağım..

İlgili $arkı tahmin ediyorum ki birçok ki$inin bilgisayarında vardır. Sezen Aksu - Gidiyorum.. Buradan $arkıya ula$abilirsiniz.

Gidiyorum bütün aşklar yüreğimde
Gidiyorum kokun hala üzerimde

Sana korkular bıraktım bir de yeni başlangıçlar

Bir kendim bir ben gidiyorum

edit post





Herkes takdir edecektir ki her insanın bir dayanma sınırı vardır. Bazen gerçekten önemli olaylar kar$ısında soğukkanlılığımızı koruyabilirken, bazende hiç üstünde durulmayacak kadar küçük $eyler kar$ısında a$ırı tepkiler verebiliyoruz. Hep birlikte ya$ıyoruz, hep birlikte görüyoruz.

Olan bir olay, ayrılmak zorunda kalınılan sevgili, aile ile olan sorunlar, kötü giden okul, ya$anılan talihsizlikler... Kısaca her$ey.

Kendime $öyle bir bakıyorum da, gerçekten katlanılmaz durumlar gerçekle$ebiliyor bazen. Ama ne olursa olsun bunlar kar$ısında dik durabildiğin kadar varsın derim içimden. Ve, kesinlikle sende bu cümleyi kurmalısın. Sadece kurmak değil, benim yapamadığımı yapıp, uygulamaya da geçirmelisin.

Ben çoğu zaman uzakla$ırım böyle durum ve anlarda. Sadece insanlardan değil, dü$üncelerimden, hislerimden, nefretimden ve sevgimden hatta. Kaçmak diyenler oluyor, bencilsin diyenlerde en az onlar kadar var. Hele ki korkak diyenlerin sayısını ne siz sorun ne ben söyleyeyim.. Enden durumlar dı$ında anlatmam neden böyle yaptığımı, istemi$imdir yapmı$ımdır. Kar$ımda ki insan çoğu zaman bunun farklı bir $ekilde olsaydı kendine de zarar verebileceğini asla ama asla dü$ünemez. Bende anlatmam.. Anlayamaz ki hiç anlatamam.

Hiçbir$ey dü$ünmemek için ya bir $eye odaklanırım, ya dikkatimi dağıtırım. Sende böyle yapmalısın ve bunun için bir yol bulmalısın.. Keyif aldığın $eylere yakla$ıp, diğer her$eyden uzak durmalısın hatta. Bir süre belkide. Eminim çok iyi gelecektir.

Ne demi$ler, " Bir koyundan iki post çıkmaz... " Sen sınırını belki biliyorsundur, ama kar$ındakiler ya da kar$ına çıkabilecekler emin ol ki bundan bir haber olacaklardır.

Her$eyden önce senin için senden daha değerli bir$ey yok, unutma ki etrafındaki insanları mutlu etmek istiyorsan ya mutlu olacaksın ya öyle görüneceksin.. Buyursunlar buna da bencillik desinler diyenler.

Dağınık oldu biraz biliyorum ama böyle geldi içimden. Kendi içimde de çok dağınığım ondan olsa gerek.

1, 2, 3, 4..

Geldi, bitti, geçti ve gitti.

Ve ufak bir sır..

Bende kaçıp gitmek üzereyim bir$eylerden. Bu sefer farklı olanından.


On a mountain up north
I will build a small house
Made of wood, stone and straw
I'll let nobody in
Neither family nor friends
Nor the postman can come
This escape can't keep going on
'Cause I can't take it no more
I'm not so strong
I will sit there and stare
When the ocean runs wild
Until I'll forget your name
Then I'll burn up the straw
Take it down stone by stone
And make a raft of the wood

edit post




İnsanoğlunun varolu$undan beri ihtiyacıdır konu$mak. Muhabbet etmek, dertle$mek, payla$mak daha ziyade.. Bunun için farklı yollar seçilmi$, hepsi birbirinden ayrı keyifli ve ayrı gerçeklikte..

Fakat..

Bunların içerisinde bir tanesi var ki, hem beni hemde birçok insanı daha sıkı bir araya getiriyor. Az çok beni tanıyanlar neyden bahsettiğimi anlayacaktır. O güzel sohbetlerin kaynağı olan rakı sofralarından bahsediyorum pek tabii. Çoğu zaman daha samimi, daha içten ve daha keyifli olanlardan.

Benim için gerçek sofralar tren yolculuklarında kurulanlar, gerçek muhabbetler ise orada edilenler... Özeller benim için, ve benim gibi gerçekleri sevenler için..

Ben yalnız kalmayı seviyorum. Ama aynı $ekilde, tanımadığım insanlar ile güzel sohbetler yapmayı da. Ve inandığım bir$ey var ki, gerçekten, hakkı ile rakı içen bir insanın mutlaka payla$acakları, öğretecekleri vardır bana. Gece Eski$ehir'de canım sıkılıyor. O hareketli ortamlara çıkmaktansa biraz daha dinginlik dileyip evde oturuyorum.. Rakı ve muhabbetin o e$siz birle$iminde ki " çın sesi " (!) çağırıyor ne yapabilirim diye dü$ünürken.

Ankara tren garından 23:30'da kalkan Fatih Ekspresi.. Saat 02:45 civarında Eski$ehir garında oluyor. ( Daha önce biraz daha farklı idi bu trenin saatleri, maalesef hatırlayamıyorum. ) Ve burayı bir durak bilerek yeni hikayelere açılıyor o tren.. Ve içindeki yolcular. Ve ben o hikayenin içerisinde olmak istiyorum. Hiçbir$ey dü$ünmeden atlıyor gidiyorum. Trene bir huzurla biniyorum, her geçen dakika biraz daha huzur doluyor içimde. Ve biliyorum o her yudumla çok daha fazlası olacak. Hiç yerime oturmadan ilerliyorum restauranta doğru.. İçerisi kalabalık, dediğim gibi sevmem ben kalabalık yerleri. Ama masalardaki Rakı kadehlerini görünce anlıyorum ki bu tam istediğim türden bir kalabalık.

Bir masa kestiriyorum gözüme, ya$lı bir amca oturuyor. Yava$ça ve hakkıyla yudumluyor kadehinde bulunan beyaz rüyayı. " Afiyet olsun, müsait mi acaba ? Oturabilir miyim? " diyorum. Kafasıyla i$aret edip, eliyle gösteriyor. Oturuyorum. Belli bir süre etrafımı gözlemledikten sonra sipari$imi veriyorum. Kar$ımdaki amca gülümsüyor, " Otururken tahmin etmi$tim rakı içeceğini, ne iyi yaptın da oturdun. " diyor. Deği$ik bir mutluluk ile gelen ve geçen saatler boyunca ya$anacakların heyecanı sarıyor beni. Rakı'mı koyuyorum.. O anda, sanki anla$mı$ız gibi göz göze geliyoruz. Kadehlerimizi kaldırıyoruz, $ereflerimize.. Anlıyorum ki o "çın " sesinin çağrısına cevap vermekle ne kadar da iyi yapmı$ım.

İ$te benim için Gerçek Sofra budur. Hiç tanımadığınız insanlar ile bile, sanki çok uzun zamandır tanıyormu$çasına anla$abileceğiniz bir ortaklık. Tanıdıklarınız ile payla$tıklarınız, mutlaka paha biçilemez türden.

Zaman ilerliyor. Restaurant'a ilk gözüme çarpan duvarda asılı duran afi$ti. " Atatürk'ün sevdiği $arkılar " diyordu çalan $arkılar için. İçim daha bir ürperdi. Bir yudum rakı, güzel bir sofra, mükemmel bir sohbetin yanına yakı$abilecek daha güzel bir$ey olamazdı herhalde. Fakat, birden susuyor $arkılar. O saatten sonra çalınamayacağını söylüyorlar. Hemen yanımda götürdüğüm bilgisayarımı açıyorum. Ya$lı, Engin Amca'dan izin istiyorum. " Tabii " diyor yine kafasını sallayarak. " Gamzedeyim Deva Bulmam " çalıyor.. Kudsi Ergüner. Yine o gülümsemesini takınıyor Engin Amca. Ba$lıyoruz, sohbete.. Bana Kudsi Ergüner'in babasından, dedesinden bahsediyor. Yine öğreniyorum bir$eyler.

İ$te benim için Gerçek Muhabbet budur. Kar$ılıklı birbirinize bir$eyler katabildiğiniz, bir$eyler öğrenebildiğiniz, bir$eyler payla$abildiğiniz kadar..

Derken restauranta 6 tane, siyah takım elbiseli adam giriyor. İnsanlar pek odaklanmıyor ama dikkatlerini üzerlerine çektiklerini bir an dahi olsa da fark ediyor onlarda. Hele ki ellerinde ki garip $ekilli siyah çantalar daha bir deği$ik yapıyor ortamı.

Zaman geçiyor, Bilecik taraflarında sonradan emekli bir öğretmen olduğunu öğrendiğimiz ya$lı bir teyze kalkıyor ayağa, adamların yanına gidiyor elindeki rakı kadehiyle. Söylenmeye ba$lıyor. " Sizin i$iniz ne ! Bu kadar insana yazık değilmi ?! " diyor ama kimse ne olduğunu çözemiyor. Yaptığımız tek $ey meraklı gözler ile izlemek. Ardından.. Teyze ile aralarında geçen kısa bir konu$manın.. Grup kendi aralarında konu$uyor. Çantalarına uzanıyorlar. O anda restaurantta bulunan herkesin gözünde olu$an bir parıltı.. Enstrumanlar çıkıyor, ba$lıyorlar çalmaya.. Bütün masalar birle$iyor, herkes birbirine doğru bakıyor. Herkes aynı $arkıyı, bir ağızdan, aynı his, aynı duygu, aynı keyif ile söylüyor..

İ$te burası da Gerçek Sofra ve Gerçek Muhabbet'in birle$tiği yerdir. Benim için... Birbirini tanımayan insanlar, birbirlerini yıllardır tanıyormu$çasına bir$eyler payla$ıyor. Peki hepsini ortak noktası ne ? Rakı içiyorlar ve hayattan keyif almayı çok iyi (!) biliyorlar.

Zaman ilerliyor.. Gün çoktan aydınlanmı$. Önce İstanbul'un o mükemmeliyeti görünüyor buğulu camlarından trenin. Ardından Haydarpa$a'da ki rayların karı$ıklığı.. Oturulduğu gibi kalkılıyor masalardan. Herkes birbirine iyi dileklerde bulunuyor ve birçok ki$inin bulu$ma noktası olan yer, Haydarpa$a'da bitiyor bu hikaye de..

Ardından Kadıköy'de ( ki benim tercihim Moda ) bir kahvaltı yapılıyor. Huzur, mutluluk, yalnızlık, farkındalık(!) ve endi$e.. Her$ey var bu öğünde. Saat 10:00 civarın Haydarpa$a garından Eski$ehir yönüne gidecek olan Ba$kent Ekspresi'ne biniyorum, dönüyorum hayatı bıraktığım yere.. Eski$ehir'e..

Nedendir bilmiyorum ama pek çok zaman daha samimi geliyor yukarıda dediğim gibi. Ve bu kesinlikle içinde Alkol olduğu için değil, ve o tatlı, içten sohbetle beraber Rakı oluduğu için.

Her$eyden önce sohbetinde, sofranında, insanlarında(!) gerçek olduğu için..

edit post



Bu seferki biraz e$$ekliği geçti sanırım..

Çok uzak kaldım buralardan. Eksikliğini hissettim çoğu zaman ama olması gerekiyordu, uzak durmam, kendimi çekmem gerekiyordu bir bakıma. Her zamanki gibi yine " ke$ke " dedim i$te.. Ke$ke bu kadar uzun uzak kalmasaydım dedim. Sonra kafama indi ta$lar birer birer, birileri tarafından.

Sanırım döndüm artık. Hem kendime, hem dünyaya. Bununla beraber gelen bir soru, " Ne oldu da dünyaya döndüm ben ? Ne oldu da farkettim her$eyi(!). " Yapboz tamamlandı.. Birde ben tamamlanabilsem. Çok fazla hata yapıyorum bu aralar. İnsanlar yapbozlara ba$larken dı$arıdan içeriye doğru gider ya, ben içeriden dı$arı gitmeyi seçtim. Zorla$tırdım, sanırım..
Hepsinin, her$eyin farkındayım. Kırdığım insanlar mı? Yokmu$ gibi davrandıklarım mı? Yoksa, hiç olmayıpta olduğuna inandığım $eyler mi?

Bunu bilmiyorum. Bildiğim tek$ey dün ile bugün arasında bile Bug çok farklı. Geçmi$teki ile mutlaka. Bu ak$am hep diyorum,

Bazen.. Ne yaparsan yap olmuyor bazen.

Olmalı, olmalı.. Olmasını sağlamalıyım diyorum kendime. Sonra ne oluyor ? Olmaması için elimden geleni yapıyorum.

Eskiden olsa bu kadar karamsar olur muydum bilmiyorum ama artık kendimde ne güç, ne kuvvet ne de cesaret görüyorum. Herhangi bir$ey için. Yaparken, dokunurken hatta ve hatta bakarken korkuyorum. İnsanlara " Nasılsın? " diye sorarken 10 defa dü$ünüyorum.. Ne olacak halbuki. Yok i$te, değil öyle. Oluyor, o bakı$ları görmek istemiyorum bir daha!

Öğrenmem gereken çok $ey var, öğrenmeliyim, öğrenmeliyim.. Kesinlikle !

Tekrar Merhaba Dünya !




edit post





Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. ! Ben e$$eğim.. !

edit post





Bilmiyorum, kimin blogunda okuduğumu hatırlamıyorum ama kısa bir zaman önceydi.. Ki$isel ego ve duygusal bağımlılıklar ile alakalıydı..

Bu konuda biraz fazla takıntılı bir insanım.. Takıntı diyorum, olumsuz değil pek tabii okuduğum kitaplardan öğrendiğim kadarıyla, azami düzeyde hayatıma yansıtmaya çalı$ıyorum bu durumu.. İ$te bundandır ki insanların Pollyanna, Rahat İnsan, Tepkisiz olarak yakı$tırmalar yapıyorlar.. Aslında durum biraz daha farklı, kendime bu bakı$ açısı ile baktığımda biraz dengesiz olduğumu görüyorum nedense.

Mesela,

Olan herhangi bir olayda.. Ama öyle bir olay ki, kimse söyleseniz " Ahh, benim ba$ıma gelecek asarım, keserim " diyebileceği türden. Bunun kar$ısında çok sakin davranabiliyorum, en azından en ba$ında, mantıklı dü$ünmeme yetecek kadar. Fakat, gel gör ki bunun kadar derin olmayan, aksine çok basit ve kesin kurallar içerisinde geli$en bir olaya saçma sapan tepkiler içerisinde bulunabiliyorum.. Geçen günlerde sevgili yanımdayken, bir bar çıkı$ında bildiğiniz tekme tokat kavga ettim. Sevgilimin yanında, zarar görmesini istediğim en son ki$i ordayken :/ Bu kadar basit $eyleri bile dü$ünemiyorum bazen.

Böyle bir dengesizlik... Bazen de inanılmaz güzel tespitler yaparak kendimi $ımartıyorum..

Nasıl mı ? Ondan önce ufak bir açıklama getirmekte fayda var.. $u Ego ve Duygusal Bağımlılıklar konusunda.

Freud $öyle demi$ Ego için; " Ego, $ahlanmı$ bir at üzerinde ki $övalye gibidir. ID ile Süperegonun isteklerini yatı$tırmaya çalı$an bir hakem belki de.. " Doğruyu söylemek gerekirse $u a$amada hakemlik rolü hiç ilgilendirmiyor beni. $övalye olan daha bir mantıklı geliyor ki çünkü tam olarak açıklamasının, insan içerisinde bulunan hayvanın(!) dı$arı çıkması olarak adlandırıyorum ben. Kesinlikle tatmin edilerek tedavi olması gereken yaradır bence.

Eğer bir insanın, sizin üzerinizden egolarını tatmin etmeye çalı$tığını hissederseniz izin verin biraz. Çünkü her insanın buna ihtiyacı var, onun da.. Ve kesinlikle sizinde ! ( Pek tabii ki bu noktada belli bir yere kadar, taviz vermeye ba$ladığınızda da asla paçanızı kurtaramayabilirsiniz.. )

Daha sonra bu Ego'nun çocukları geliyor.. Duygusal Bağımlılıklarımız...

İlgi bağımlılığı, Sevgi bağımlılığı ve Güç bağımlılığı..

Her insanın, ama her insanın ki bu çocuğunuz, anneniz, sevgiliniz, abiniz, arkada$ınız olabilir bu bağımlılıklara sahip olduğunu ve belli oranlarda doyurulmaları gerektiğini bilin. Ve daha sonra davranı$larını bu üç gruba göre sınıflandırmaya çalı$ın.. Aslında bundan çok kendi hareketlerinizi bu üç grup içerisinde çerçeveleyerek insanlara ula$mayı deneyin..

Örnek vermek gerekirse;

İlgi bağımlılığı.. Erkek/Kız arkada$ınız inanılmaz $ımarıyor diyelim. Sürekli sizden bir$eyler bekliyor.. Genelde tepkimiz pek ho$ olmaz değil mi bu duruma ? Peki ya o insanın buna ihtiyacı var ise? Ve yarın bir gün aynı $eyi sizin ya$amayacağınız ne malum ? Belli bir sınıra kadar pek tabii.

Güç bağımlılığı.. Elinizde paranız var ve bunu kullanmak istiyorsunuz. Ya da $öyle diyelim, mağazadan bir ürün aldığınızı farzedelim, daha sonra ürün ile bir sorun ya$ıyorsunuz ve deği$tirmek için tekrar mağazaya gidiyorsunuz.. En ufak bir $eyde sinirlenebiliyor ve tepki gösterebiliyorsunuz.. Neden peki? Çünkü elinizde paranın gücü var ve siz bunu kullanma ihtiyacı hissediyorsunuz.. Ve haklısınız da, kesinlikle ihtiyacınız var..


Sonuç olarak ben, bunlar sayesinde Pollyanna olmak ile suçlanıyorum(!). Ha nedir, mutluyum ve huzurluyum bu halimle. Kar$ımda bir insan bir$ey dediğinde ya da bir hareket yaptığında ilk önce dü$ünürüm neden yapmı$ olabilir diye. Kendini tatmin etmek içinse izin veririm, evet veririm.. Belli bir sınıra kadar. İhtiyacı vardır ve bu bir gerekliliktir. Sizlere de tavsiye ederim :)

Yeterki o insan benim üzerimden prim yapmaya ya da ben taviz verdikçe üstüme çıkmaya çalı$masın :)

edit post


Merhabalar Herkese !

Biliyorum arayı çok uzattım ama fazlasıyla(!) hızlı ya$ıyorum bu aralar.. Çok değerli popom bir türlü yer yüzü görmedi.. Ha $ikayetçi miyim? Hayır pek tabii ki :) En azından bundan sonra buralarda olmak için azami özen göstereceğimi söyleyebilirim.. Gitmemi$tim zaten, dolayısı ile dönmek gibi bir$ey de yok :)

Efenim, vakt-i zamanında Tuğçe bana bir mim paslamı$tı... Zamanlama konusunda eskiden pek iyiydim ama i$te. :/ Unuttum sanabilir ama unutmadım, geç de olsa yazıyorum! Mim'in konusu kendini anlatmakmı$.

Aslında bir insanın kendini ne kadar objektif anlatabileceği konusunda biraz karamsarım, bakalım neler biliyormu$um kendi hakkımda :)

Öncelikle bildiğiniz gibi, adım Buğra.. Adımı çok seviyorum, her ne kadar manası " Di$i Deve Yavrusu " olsada.. Eskiden çok dalga geçtiler, bunun bende açtığı derin yaralar için çocukluğuma inmek gerek, zira nerede bir deve görsem ağlamaya ba$lıyordum :) Artık geçti tabii ..

Eski$ehir Anadolu Üniversitesi'nde Turizm ve Otel İ$letmeciliği okuyorum. Mesleğimi gerçekten çok seviyorum.. Yemekler ve içecekler ile uğra$mak, insanlara güzel $eyler sunmaya çalı$mak gerçekten çok ho$ bir duygu.

Mutfak ile ilgilenmeyi, her$eyden önce yemek yapmayı inanılmaz seviyorum. Kendimi ve etrafımdaki insanları ödüllendirmi$im gibi hissediyorum. Güney Akdeniz Mutfağı'na kar$ı özel bir ilgim var. Çok yakın bir zamanda spesiyallerimi de payla$mak istiyorum, bakalım :)

Yukarıda zamanlama konusunda bahsetmi$ken ; Sanırım ben yanlı$ zamanda dünyaya geldim. Her$eyim ile geçmi$e ait gibi hissediyorum kendimi. Örneğin, tatil anlayı$ım biraz farklıdır ya$ıtlarıma göre. Herkes gidip her$ey dahil bir tatil köyünde mükemmel bir tatil hayal ederken, ben doğa içinde yalnız kalabileceğim, kendi yemeğimi pi$irebileceğim, rakımı huzurla yudumlayabileceğim bir butik otelde, sade tatili hayal ederim. Ya$ıtlarım eğlenmek için gece kulüplerine giderken, ben meyhanenin birinde oturup farklı insanların farklı hikayelerini dinlediğimde eğlenirim..

Sonra..

Müzik.. 24 saatim müzik ile geçiyor. Evet, uyurken dahi müzik dinliyorum. Ve bunun beni inanılmaz bir $ekilde evcille$tirdiğine inanıyorum. Müzik alı$kanlığımda biraz farklı.. Öyle hareketli elektronik müzikler dinleyemem.. Eskiler olacak, klasikler.. Mutlaka ! Bessie Smith, Charles Aznavour, Shirley Bassey, Matt Monro.. Ah azizim, ne varsa eskilerde var :))

Ekstra bir durum olmadığı sürece kendimi dengesiz olarak adlandırabilirim sanırım. İnsanların inanılmaz tepkiler vereceği olayları büyük soğuk kanlılık ile kar$ılarken, hiç büyütülmeyecek gibi görünen bir olaydan dünya sava$ı çıkartabilirim.. Ki buradan detaycı olduğumu da farkedebilirsiniz.. Konu$madan önce, ağzımdan çıkan her kelimeyi özenle, dü$ünerek seçerim. " Aaa yanlı$ söyledim! " demekten de nefret ederim. Bir olay ya$anmı$sa, üstüne çok fazla dü$ünürüm.. Günlerce, hatta haftalarca kafama taktığım olmu$tur.

İnsanlar genellikle, burcumu sorduklarında " Evet, duygusallığından Aslan burcu olduğunu anlamı$tım. " derler.. Birilerine göre odun olsam da birilerine göre duygusalım sanırım.. En azından umuyorum :)

İnsanlar ile sohbet etmeyi çok severim.. Kolay kolay derin sohbetlere girmem ama girdiğim zamanda genelde inanılmaz keyifli olur.. Hele ki ortamda alkol var ise. Evet, alkol almayı da çok seviyorum. Özellikle Rakı içmek ayrı bir olay benim için. Her zaman içmem, ama eğer rakı içeceksem kendimi inanılmaz $ımartırım.. Zira Rakı'yı alkollü içecekler arasından uzun bir süre önce çıkardım. Yakla$ımlar genellikle " Alkolik misin sen ? " yönünde oluyor. Tek bir cevabım var o da, " Alkolün değil, alkol aldığımda ya$adıklarımın, dü$ündüklerimin bağımlısıyım.. "

Öyle kesinlikle olmazsa olmazlarım yoktur hiçbir zaman. Hayatta her$eyin olabileceğini, her$ey ile kar$ıla$abilineceğini ya$ayarak öğrendim. Bu konuda kendimi çok $anslı hissediyorum. Neymi$ ? " Tüm beklentilerden uzak olup, tüm geli$melere açık olacakmı$sın.. " :)) Olmazsa olmazlarımın olmamasına rağmen, asla yapmayacaklarımda vardır. Ve bu asla yapmayacaklarımı, bir gün yapma ihtimalimin olduğunu bilmek beni her zaman heyecanlandırmı$tır :)

İ$te böyle..

Benden bu kadar.. Yalnız $unu da belirtmek isterim ki, hakkımda.. İyi ya da kötü varsa bir$ey söylemek isteyen buyursun :)

Peki kime gidiyor bu mim ? Immm, bence Fery'e gitsin :)

edit post