Keyif etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Keyif etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Demi$tim ufak bir kaçamak yapacağım diye.. Gittim. Mis gibi bir Amasra ve Safranbolu turu yaptım geldim :)Nasıldı diyecek olursanız kesinlikle mükemmeldi.. Her ne kadar hayatım boyunca bir arada göremeyeceğim yağmur damlalarını 2 günde görebilmi$ olsam da inanılmaz keyifliydi.. Rakı içmek için gitmi$tim zaten, süper oldu !


Özellikle Amasra oldukça güzel, küçük bir yer. Her yerine yürüyerek ula$abiliyorsunuz.. Eğer gidecek olanlarınız olursa, Ağlayan Ağaç diye bir yer var. Oranın tam sol tarafında ufak bir tepe ve tepenin üzerinde ufak bir Lighthouse var. Oradan manzarayı izlemenizi tavsiye ederim :)


Peki ne i$e yarar bu manzara ? Efenim, burası 270 derecelik manzarasıyla Amasra'nın bir bölümünü ve Karadeniz'i görüyor sadece. Anlayacağınız Rakı içmek için mükemmel bir ortam. Yalnız, öyle restaurant falan yok. Benim gibi yapabilirsiniz dilerseniz. Nasıl mı ?

Bulunduğunuz otelden iki adet rakı bardağı rica edilir.. Daha sonra bir Tekel Bayii'ne uğrayarak ki$i sayısı ya da içme potansiyeline göre ufak veya büyük rakı alınır. Tabii ki sek içmiyorsanız su almayı da unutmayın. ( Burada dikkat edilmesi gerekilen husus, eğer soğuk su istiyorsanız almadan 1 saat önce bakkalınızdan dondurma dolabına koymasını rica edebilirsiniz :) ) Eğer
yağmur yağıyorsa kalın giyinmeniz hatta var ise naylon bir yağmurluk bulundurmanız önemli. Ha yok benim gibi ıslanmaktır olay derseniz sizin bileceğiniz bir$ey :) Bir de unutmadan, eğer rakı içerken yağmur yağıyor ise, yanınıza iki adet de bardak altlığı almanızı öneririm. Neden mi ? Yağmur suları rakının tadını bozabilir, dolayısı ile içmediğiniz zamanlarda bardağın üstünü kapatmak en iyisi olacaktır.

Bölgede rüzgar ve deniz dalgalarının sesinden ba$ka bir ses yok maalesef. Dilerseniz yanınıza biraz da müzik desteği alarak i$in keyif kısmının b.kunu çıkartabilirsiniz :)

Afiyet olsun :)

Uh, çok fenayım :)


Gelelim fotoğraflara ;



Bakmayın böyle durduğuna.. Bildiğiniz uçurum, neler ya$adım bunu çekebilmek için bir bilseniz :) Ama Mükemmel !


Burası da Rakı içtiğim tepecik(!)'in sağ tarafında kalan, normal insanların buraya çıkıp manzarayı izlediği yer, tavsiye etmem.. :)


Amasra'dan sonra Safrabolu'yu da göreyim dedim ama orada pek bir$ey yok. Yani birileri gelmi$, birkaç eski evi restore ettirmi$ o kadar. Diğer $ehirlere nazaran tarihini biraz daha iyi korumu$ diyebiliriz. Sokaklarında yürünmüyor :))

Burada ufak bir çar$ı var, hediyelik e$ya ve lokumcular..Bir tane antikacı amca buldum. Süper koleksiyonları var. Eski madeni para, eski ayakkabı, eski radyolar vs.. Ama en ilgi çekici olanı Sigara koleksiyonu. Buyrun,





Meğer eskiden her özel gün için bir sigara üretilirmi$de haberimiz yokmu$.. Deği$ik $eyler var.. Tadına da bakmak lazımdı evet ama kurtlanmı$lardır muhtemelen :)

Bir kaçamakta böyle bitti i$te, darısı ba$ınıza :) Bundan sonra sık sık buralarda olacağım sanırım, çok özledim herkesleri..

Dikkat edin kendinize :)

edit post



Ben, ablam, annem ve eni$tem oturuyoruz.. Güzel sohbetler geli$iyor pek tabii. Zira tüm aile alkolün tesiri altında :)

Arada, annem ütü masasını getiriyor.. İsyanlardayız, anne gelde oturup iki kelime laf edelim diye. Zaman geçiyor, annem her zamanki gibi devam ediyor yapmayı istediği $eye.. Derken;

Ablam : Anne, sabah o ütülerin hepsini bitmi$ görmek istiyorum! Bir tane bile kalmasın..
Annem : Ben size bugüne kadar ütüsüz don bile giydirmedim be!
Eni$te : ( Buruk bir sesle Anne'me ) Anne, biliyormusun.. Ben ilk ütülü donumu Aslı'dan giydim..
Annem : Nasıl bir duyguydu peki ?

Ailecek bir kahkaha.. Arkasından uyuyan Baba'dan gelen ultimatom..

Eni$te : ( Kısık bir sesle ) Pek fark yoktu, aynıydı..
Annem : Biz ailecek severiz ütü yapmayı.. Vaktinde baban, Aslı'nın bezlerini bile ütülerdi.

Hep beraber dona kalarak anneme bakarız.. Ve açıklama gelir ;

Annem : Hijyenik olsun diye :)



edit post


Özlemi$im denizi be..

Güzel, sabah saat 6'da kalkmalar.. Buz gibi denize girmeler :) Deniz deseniz zaten bildiğiniz akvaryum :)

Dün ak$am fazla kaçırmı$ız ama sabah anladım.. Burada bir mekan var, Pub tarzı denize sıfır.. Oturdum, rakı içeyim dedim.. İçerken mekanın sahibi geldi, oturdu.. İçtik içtik, sabah saat 5 gibi kalktığımızı hatırlıyorum sadece :)

Bugünde tam sefa pezevenkliği yaptım.. Biramı aldım, kumsalda oturdum.. Ayaklarımı uzattım suya doğru. Çarpan dalgaların serinliği tarfi edilebilecek gibi değil.. Aynı zamanda Aznavour çalıyor. Seviyorum Fransızcayı.. Çok güzel anlatıyor istediklerini.

Not : Bu arada bugün yeni bir$ey ke$fettim. Biranızı kuma gömüyorsunuz, fakat kumun ıslak mümkünse dalgaların çarptığı bir yer olması güzel olur.. Tepenizde ki kızgın güne$ bira $i$esinin ağzını ısıtıyor. Hatta pek bi sıcak. Ağzınıza götürüyorsunuz, camın sıcaklığı arasında ağzınıza akan buz gibi bira :) Buyrun, siz dü$ünün.. Hatta deneyin mutlaka :)

Kalktım, eve geldim.. Uzun süreden beri kafamda canlandırdığım bir tarif vardı, gerçekle$tirdim çok $ükür.. Immm, mis gibi sütte marine edilmi$ kuzu eti! Biraz tonbalıklı ye$il salata ve pek tabii rakı..
*Pek bi seviyorum $u mısır tur$ularını..

Hadi ben içmeye devam edeyim, mutluluklar dileyeyim :))


edit post


Babayla oturuyoruz yine,
Rakı içiyoruz pek tabii..
Birden bir mırıldanma ba$lıyor..

Ah geni$ kanatları bo$lukta simsiyah açılan,
Ve arkasında güne$ doğmayan büyük kapıdan..
Geçince başlayacak bitmeyen sükunlu gece,
Gruba karşı bu son bahçelerde keyfince.
Ya şevk içinde harap ol ya aşk içinde gönül
Ya lale açmalıdır göğsümüzde yahut gül
Ah dönülmez ak$amın ufkundayız vakit çok geç...

Ben gidiyorum,
Ben kendimden geçiyorum..
Ve,
Ben bitiyorum.
Ya da,
Yeniden ba$lıyorum.


*Kuzum, kuzenim.. Sana da gelsin.

edit post



Havasından mıdır yoksa suyundan mı bilinmez ama İstanbul'da içilen kahvenin tadı bile bir farklı oluyor.. Eski$ehir'dekinden güzel ya da daha kötü değil..Farklı sadece.

Sabahın $u saati itibari ile anlamı$ bulunmaktayım..

Hm, hm afiyet olsun bana.

edit post


 
Uzun zamandır burası hakkında yazmayı dü$ünüyordum ama bir yandan da pek bilinmesin, ke$fedilmesin diyerek bencillik ediyordum :) 

Neresi mi ? 

İstanbuldere.. 

Efenim burası Sapanca'nın yüksek tepelerine kurulmu$ bir köy aslında.. Fakat öyle bir yer ki, iki dağ arasında ki yamaçta huzur, mutluluk ve keyif adına her$eyi bulabiliyorsunuz.. $ehrin havasından uzak, ağaçlar içerisinde bir yer dü$ünün.. $ırıl $ırıl su sesi ve bununla beraber gelen sonsuz sükunet.. 

20 yılımı İzmit'te geçirmi$ olsamda ben bu mekanı yakla$ık 2 sene önce Eski$ehir'deyken ke$fettim.. Dayı ile ke$fettik daha doğrusu.. Gittikten sonra kopamadık. Çevremde ki insanlar birçok hikaye duymu$lardır burası hakkında, mabedim hakkında.. 2 yıl önceki doğumgünü mü de burada geçirmi$tim.. Ahh ne güzeldi.. :)

Geçtiğimiz seneye kadar her Pazar günü sabah yola çıkar, İstanbuldere'de bir keyif yapar geri dönerdik Eski$ehir'e. Bütün haftanın yorgunluğunu atmak bir yana, önümüzde ki hafta içinde enerji depolayabilirdik.. Ben bir$ey dü$ünmek için burayı tercih ederim, huzurlu.. İnsan her$eyi unutuveriyor. Eğer $ansınız varsa $iddetle tavsiye ederim, en azından bir gidip görün.. 

Öyle bir yer ki, sabahtan ak$ama kadar kızarmı$ ekmeğin üzerine tereyağı sürerek yiyebilirsiniz.. Ve pek tabii benim olmazsa olmazım, Rakı.. :) Merak eden olursa mekanda alkol de var.

Bu aralar pek fırsat olmuyor, ama çok yakında ziyaret edeceğim anla$ılan. Tek ba$ıma yine.

* Var mı böyle bir keyif ? Babam hep söyler " Keyif Pezevengisin Sen " diye, öyleyiz de galiba :)


Efenim, gittiğiniz zaman burada ki lokanta da tüm ihtiyaçlarınızı giderebilirsiniz.. Gerçekten güzel bir i$letme, sahibi de çok canayakın bir insan.. Siz oradayken, biri gelip masanıza oturursa anlayın ki odur :) İnanılmaz keyifli sohbetler gerçekle$ebiliyor.. Genelde insanlar buraya Alabalık yemek için geliyorlar fakat ben size $iddetle Kırmızı Et, Ahtapot Salatası ve Börülce Salatası'nı tavsiye ediyorum.. :) Hani derler ya, kağıt gibi bir et geliyor kar$ınıza.. :) 


Burada konaklama imkanınız da var.. Aydın Abi'nin ( Her gittiğimiz yerde böyle oluyor :) ) hem kendi oturduğu hem de 6 adet oda ile mükemmel bir hizmet verdiği bir pansiyon var. Buradan ona da ula$abilirsiniz.. Size bir tavsiye, eğer giderseniz arka tarafta bir oda seçin.. Tamaen ormanın içinde, balkona çıktığınızda doğadan ba$ka bir$ey görmüyorsunuz. Hani pek de romantik bir ortam :P Özellikle kı$ın, balkonda $arap içerken arkadan hafifçe çalan müzik
 e$liğinde dansetmek .. ( Allahım tutamıyorum kendimi :)) )

*Böyle güzel bir yer i$te.. Pansiyonda kahvaltı $ansınız da mevcut..

edit post
Haftasonu planlarından bahsetmi$ken $u geçen cumartesiden de bahsetmek gerek sanırım.

Efenim, sabah kalkılır. Malum manzarası olan balkonda ailecek kahvaltı edilir. Bayanlar kaçar her$ey erkeklere kalır. Böyle ba$ladık sabaha..

Gün öncesinden Kelebek ile bulu$manın kararı verilmi$ti. Malum, hanımefendiyi gönderiyoruz ya biyerlere :)


Not : Yuvarlak içindeki iki $ahsiyetin biz olma ihtimali pek bi yüksek geldi nedense.. Orada oturuyorduk. Ama, Kelebek'in üstündeki kot boleronun beyaz çıkma ihtimali varmıdır ki ? :)


Yukarıda gördüğünüz enfes mekan Kef'İnn'de oturduk biraz. Çilekli Smothies ve Double Espresso e$liğinde. Ta ki mekanda ki wireless hizmetinin TTNet Wifi tarafından ele geçirildiğini öğrenene kadar.

Daha sonra benim karnım acıktı diye tutturmam sonucunda karnımızı, daha doğrusu karnımı doyurmaya gittik. İzmit'i bilenler muhtelen bilirler, Piknik diye bir hamburgercimiz var bizim. 1.20 Ytl' ye yapılan hambugerlerin maliyet hesabını kafanızda canlandırırken aklınıza gelen ihtimaller dahilinde yenilen Yengen, Sosisli ve Hamburgerin tadı bir ba$ka oluyor :) Temiz bir yer değil ama lezzetli.. Kelebek her ne kadar durumu protesto edip yemesede hamburgerden bir ısırık almaktan alı koyamadı kendini :)) Neyse efenim, 2 Hamburger, 1 Extra Sosisli ve 1 Yengen yedikten sonra doymadığımı anladım. Ve tabii Kelebek'ten gelen o enfes teklifi kabul etmeden edemedim :)) Dönerciye gittik pek tabii, ne sandınız. E$$ek kadar dürümlerimizi hüplettirdikten sonra kahve içesimiz de geldi...

Ne yapsak ne yapsak diye dü$ünürken uzun zamandan beri Fethiye Caddesi'nde gözüme takılan $u Jazz Cafe'ye gittik, oturduk. Cafe Del Moral ismi. Uzun zamandan beri bir yerde bu denli keyifli olmamı$tım.. Nedendir bilinmez. Sonuna priz ve wireless ikilisini bir arada bulabilmenin verdiği huzurla daldık internet alemine.. İngiltere senin, USA benim :) Yanında ki Buuzzz gibi Portakal Suyu ve Double Espresso da yanında hediye :)


Ba$ından sonuna kadar güzel bir gündü. Peki ben bunları neden yazdım ? $undandır ki gün içerisinde ben birkaç b.k yedim efenim. Ağzımdan hunharsızca çıkan bir kaç kelimeden ötürü kendisinden özür diliyorum.. ( Merak eden olursa, " Lan " ve " Abi " türevleri .. )

Daha sonra Kulunç olayı, duymamı$tım öğrendim :) İnat etmeyeceğim bundan sonra.

Birde, bütün uğra$malarımıza rağmen günü bir fotoğraf ile sabitle$tiremedik. Neden mi? Çünkü Kelebek'in her zaman hazır durumda olan fotoğraf makinasının hafıza kartı yoktu, yetmezmi$ gibi birde $arjı kalmamı$tı.

Siz, siz olun.. Fotoğraf makinanızı kontrollü kullanın. Kontrolsüz güç, güç değildir demi$ler :)

Mutluluklar efenim.

edit post


Ohh, $imdi geldim malum i$ görü$mesinden.. Nasıldı, süperdi ! Bence tabii. Pozisyon tam benim istediğim gibi. Sonra Otel deseniz dünya çapında bir dev. Bakalım, her$ey bir iki güne belli olacak. Sanırım bu yaz İstanbuldayım :)



Bahsi geçen Otel, resimdeki. Marriott, Kozyatağı'nda ve evime 15 dakika yürüme mesafesinde :) Ayh, hadi bakalım heyecan yaptım pek bi.. İn$allah.




Geldim eve, İstanbul'un havasından mıdır yoksa suyundan mı bilinmez ama pek bir içesim var. Giydim kırmızı, çiçekli gömleğimi.. Altımda $ortum. Pek bir keyifle biramı yudumluyorum gördüğünüz üzere.. Afiyet olsun bana o zaman :)

Ben pek bir mutluyum sanki, sizlere de Mutlu günler efenim..

Not : Bu arada ha bu İstanbul'da her$eyin* en güzeli var be :)



edit post